tpao Araştırma Merkezi Emeklileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tpao Araştırma Merkezi Emeklileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2017 Çarşamba

DEVLETİN "Hükümetin" DİKKATİNE!.. Çok Önemli Bir Haber "Kıyamet Deposunda Ölüm Tohumları" Norveç’in Kuzeyindeki Bir Adaya Kurulan Svalbard Küresel Tohum Deposu Hangi Kıyameti Bekliyor?

ALMAN ASILLI ABD’Lİ GAZETECİDEN ÜRKÜTÜCÜ İDDİA, İHBAR!..

KIYAMET DEPOSUNDA ÖLÜM TOHUMLARI...!!!
 “Kıyamet Tohum Deposu” Olarak Bilinen, Norveç’in Kuzeyindeki Bir Adaya Kurulan “Svalbard Küresel Tohum Deposu” Hangi Kıyameti Bekliyor?
“Svalbard dünyayı ele geçirme planının bir parçasıdır”
Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl, tarım sektörünü elinde tutan GDO devlerinin bizim bilmediğimiz bir şeyler bildiklerini iddia ediyor.
Svalbard hariç dünyadaki diğer tohum depolarını bekleyen kıyamet nedir? Esas amaç ari üstün ırk yaratmak mı yoksa istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak mı?
KIYAMET DEPOSU 
VE ÖLÜM TOHUMLARI!..
2008 yılının Mart ayında, Norveç’in kuzeyindeki Spitsbergen adasında “Svalbard Küresel Tohum Deposu” adı verilen bir ambar kuruldu. Donmuş bir dağın 130 metre altına inşa edilen ambarda şu anda dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 milyon farklı tohum özel ambalajlarda saklanıyor. Kuzey Kutbu’na 1100 kilometreuzaklıkta olan buzdağı ambarında bazı dayanıklı tohumlar 1000 yıl kadar bozulmadan kalabilecek. Her türlü nükleer saldırıya, patlamaya ve depreme dayanıklı olan bu tohum deposuna ‘kıyamet tohum deposu’ da deniyor. Dünya üzerindeki tüm tohum çeşitlerini bir araya getirmeyi hedefleyen ambarın amacı, gelecekte dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak.
BURAYA KADAR HER ŞEY GAYET İYİ NİYETLİ GÖRÜNÜYOR.
Ancak Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl’ın bu proje ile ilgili dehşet verici şüpheleri var. Engdahl, tarım sektörünü ellerinde tutan GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) devlerinin bizim bilmediğimiz bir şeyler bildiklerini düşünüyor. Spitsbergen’in buzlaşmış kayalıklarının altında ‘dünyayı ekonomik ve genetik olarak ele geçirme’ planlarının yattığını iddia eden Engdahl, teorisini ambar projesi finansörlerinin kimlikleri ve geçmişleri hakkında ayrıntılı hatırlatmalar yaparak ispatlıyor. İlk baskısı 2007’de yapılan, Nisan 2009’da Türkçeye çevrilen “Ölüm Tohumları/ Kalıtımın Değiştirilmesinin Arkasındaki Karanlık Oyunlar’ adlı kitabın da yazarı olan Engdahl ile ‘kıyamet muhafızları’ dediği finansörlerin kimlikleri, neler yaptıkları ve Svalbard Küresel Tohum Deposu üzerindeki hedefleri hakkında konuştuk.
KIYAMET MUHAFIZLARI
Svalbard Küresel Tohum Deposunun finansörleri kimler?
-Öncelikle, bu ambarın Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) aracılığıyla işletildiğini söylemeliyim. Nisan 2009 rakamlarına göre 123 milyon dolarlık bir finansmanları var. Roma’da kurulan bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson bulunuyor. 1998’e dek NewYork merkezli Nüfus Konseyi’nin de (Population Council) başkanıydı. Bu konsey John D. Rockefeller’ın nüfus populasyonunu düşürmek amacıyla 1952’de kurduğu, aile planlaması adı altında gelişmekte olan ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir konsey.
Hollywood DreamWorks Animation’a başkanlık eden Lewis Coleman 
Diğer GCDT üyeleri arasında Hollywood DreamWorks Animation’a başkanlık eden Lewis Coleman da var. Coleman ABD’nin en büyük Pentagon anlaşmalı askeri endüstri şirketi olan Northrup Grumman Corporation’ın da kurul başkanıydı. Örgütün finansörleri ise; geçen yıl şirketin aktif yönetiminden çekilerek kurduğu Bill-Melinda Gates Vakfı aracılığıyla kendini Asya ve Afrika’daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan eden Microsoft’un kurucusu Bill Gates!
Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi ABD’li DuPont/Pioneer Hi-Bred! Yine bir ABD’li GDO devi Monsanto! İsviçre menşeli GDO tohum ve tarım kimyasalları şirketi Syngenta! 1970’lerde 100 milyon dolarlık bir kaynakla ‘Yeşil Devrim’ diye bilinen tohumda gen devrimini başlatan ve tarımsal değişim ile ideal genetik saflığı sağlama çalışmalarını yürütmek üzere dünyanın en büyük vakıflarından birini kuran petrol devi Rockefeller! ABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada’dan da devlet fonları aktarılıyor.
Yani özetle, GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) tohumları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayarak tarlalardan orijinal tohumların kökünü kazıyan şirketler, şimdi dünya üzerindeki tüm orijinal tohumları olası bir kıyamet günü için kutuplarda buzdan bir adaya saklıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde ‘zaten var olan’ tohum depolarına ne gibi bir felaket gelecektir ki, Svalbard’a muhtaç kalınacaktır?
EBU GARİB TOHUMLARI NEREDE?
Nükleer savaş, iklim değişimi veya meteor düşmesinin dışında bir felaketten mi söz ediyorsunuz?
-Evet, planlı bir felaketten söz ediyorum. Bunu anlamak için yalnızca 2003 Amerikan bombardımanından sonraki Irak’a bakmak yeterli. Irak medeniyetlerin beşiği ve binlerce yıl önce buğday tarımının doğduğu yerdir. Ebu Garib’de yüzlerce yılda geliştirilen buğday tohumu çeşitlerinin yer aldığı bir tohum bankası bulunuyordu. Amerikan bombardımanından sonra tohum mahzeni tarihe karıştı. Artık kimse o tohumların nerede olduğunu bilmiyor. Düşünün, dünyadaki tüm tohum çeşitleri NATO destekli Svalbard’da bir araya getirilip kontrol altına alındığında, dünyadaki diğer paha biçilmez tohum bankalarını savaşlar ve terörist eylemler ile yok etmek çok kolay olacak! Sonrasında da Monsanto ve DuPont gibi devler kendi GDO tohumlarını tüm dünya çiftçilerine tekelden sunabilecekler. Yani tüm tohum çeşitlerini ele geçirdikten sonra dünyanın diğer tohum bankalarını, tekel oluşturabilmek amacıyla yok edebilirler.
ARİ IRK YARATMA ‘PROJESİ’
-Hayır, bunu açıklamak için önce kıyamet muhafızlarının kimliklerinden ve geçmişte neler yaptıklarından biraz söz edelim. Rockefeller 1971’de Uluslararası Tarım Araştırmalarında Küresel Danışmanlık Gurubu olan CGIAR’ı kurdu.
CGIAR, üçüncü dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve agronomistlerinin (tarım uzmanı) ‘modern tarım ürünü’ kavramlarında uzmanlaşmaları ve ABD’de öğrendiklerini ülkelerine götürmeleri ile yakından ilgilendi. GDO’lu ‘Gen Devrimi’nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular.
CGIAR, daha etkin olabilmek için BM Gıda ve Tarım Örgütünü (FAO), BM İlerleme Programı’nı ve Dünya Bankası’nı da işin içine dahil etti. Böylelikle Rockefeller Vakfı 1970’lerden itibaren küresel tarım politikalarını şekillendirebilecek konuma geldi. Ve başardı. CGIAR aslında Rockefeller ailesinin on yıllar süren bir planının parçasıydı. Bu plan ‘Proje’ olarak adlandırılan, üstün ırk yaratma planıydı.
“Rockefeller Hitler’in de finansörüydü”
ÜSTÜN IRK YARATMA PROJESİ TAM OLARAK NASIL BİR ŞEY?
-Rockefeller Vakfı’nın ve zengin finans kurumlarının 1920’lerden beri genetik olarak üstün ırk yaratmayı meşrulaştırmak için kullandıkları öjenik bilimi daha sonradan genetik mühendisliği olarak değiştirilmiştir. Hitler ve Naziler buna ari üstün ırk diyorlardı. Hitler’in öjenik çalışmaları da bugün Svalbard’a milyonlarca dolar akıtan Rockefeller Vakfı tarafından finanse edilmişti.
Rockefeller Vakfı Third Reich’s Kaiser Wilhelm Institutes’nün ari ırk öjenik çalışmalarını finanse ediyordu. 2. Dünya Savaşı’nda Amerika resmi olarak savaşa Hitler Almanyasının karşısında olarak girerken, Rockefeller Standard Oil Group, illegal olarak Alman Luftwaffe ve Wehrmacht birliklerine petrol nakline devam etti. Bununla ilgili Amerika senato araştırması da yapıldı.
Rockefeller Vakfı insanı ‘gen dizilimlerine’ indirgemeye çalışan sözde moleküler biyoloji bilimini yaratmıştı ve sonunda insan özelliklerini dilenilen şekilde değiştirmeyi amaçlıyorlardı. Hitler’in öjenikçi bilim adamları 2. Dünya Savaşı’ndan sonra sessiz sedasız ABD’ye götürülmüş ve çeşitli yaşam formlarının genetik olarak tasarlanması konusunda ilk adımları atmışlardır.
Gıdalar ile negatif öjenik
AMAÇ TARIM YANİ GIDALAR ÜZERİNDEN ÜSTÜN IRK YARATMAK MI?
-Aslında daha da kötüsü. Rockefeller, Carnegie, Harriman ve diğer zengin elit aileler tarafından fonlanan öjenik (üstün ırk yaratma) lobisinin 1920’den beri biricik amacı ‘negatif öjenik’tir. ‘Negatif Öjenik’ istenmeyen soyların sistemli bir şekilde yok edilmesidir. Aile Planlaması Enternasyonal’in kurucusu, koyu öjenikçi ve Rockefeller ailesinin yakın dostu Margaret Sanger 1939’da Harlem’de ‘Negro (Zenci) Projesi’ adı altında bir proje başlattı. Bu projenin ne olduğunu bir arkadaşına yazdığı mektupta açıkça dile getiriyordu: “Negro (Zenci) nüfusu ortadan kaldırmak istiyoruz”
20 yıllık kısırlaştırma projesi
NEGATİF ÖJENİK BİR KISIRLAŞTIRMA PROJESİ Mİ?
-Örnekler üzerinden gidelim. Küçük bir Kaliforniya biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, yendiği takdirde erkeği kısırlaştıran bir mısırı genetik mühendisliği marifetiyle geliştirdiklerin açıkladı. Epicyte, Svalbard’ın iki sponsoru olan DuPont ve Syngenta ile teknolojilerini yaymak için ortaklık kurmuştu. Çok ilginçtir ki Epicyte, genetiği değiştirilmiş sperm öldürücülü mısırı ABD Tarım Bakanlığından (USDA) aldığı araştırma fonuyla geliştirmişti.
Bir başka örnek; 1990’larda BM Dünya Sağlık Örgütü Nikaragua, Meksika ve Filipinler’de 15 ila 45 yaşları arasındaki milyonlarca kadının tetanoza karşı aşılanması için bir kampanya başlattı. Erkekler de tetanoz olabilirdi ama aşı erkeklere yapılmadı. Bu şüphe uyandırıcı durumdan ötürü Katolik bir kilise organizasyonu olan Comite Pro Vida de Mexico (Meksika Yaşam Komitesi) aşıları test ettirdi.
Test sonuçları gösterdi ki Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yalnızca çocuk doğuracak yaştaki kadınlara dağıttığı aşıların Chorionic Gonadotrophin (hCG) içerdiği ortaya çıktı. Doğal bir hormon olan hCG, tetanoz toksoid taşıyıcılarıyla ile birleştiğinde kadınların hamile kalmasını engelleyen antikorları üretiyordu. Daha sonradan ortaya çıktı ki Rockefeller Vakfı, Rockefeller Nüfus Konseyi, Dünya Bankası ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) için tetanoz taşıyıcılı bir kısırlaştırma aşısı üretmek için 1972’de 20 yıllık bir proje başlatmışlardı. Ayrıca Svalbard Kıyamet Tohum deposunu ev sahibi Norveç hükümeti kısırlaştırıcı aşının üretilmesi için 41 milyon dolar bağış yapmıştı!
HİBRİD TOHUMLARLA 
TEKEL TUZAĞI
Rockefeller’in gelişmekte olan ülkelerde yürütmüş olduğu ve hala devam eden Yeşil Devrim çalışmalarına da bu açıdan bakınca korkunç görünüyor…
– Rockefeller Vakfı 1946’da Nelson Rockfeller ile Pioneer Tohum Şirketi kurucusu Henry Wallace’ın Meksika’ya yaptıkları bir geziden sonra sadece adı yeşil olan Yeşil Devrimi başlattı. Neydi Yeşil Devrim? 60’larda Rockefeller’in çalıştığı Meksika, Hindistan gibi ülkelerde daha çok ürün veren ıslah edilmiş tohum çeşitleriyle açlık sorununu büyük ölçüde çözmeyi vaat ediyordu. Yıllar sonra, Yeşil Devrim’in aslında Rockefeller ailesinin ileride tekelleştirebilecekleri bir tarım işi geliştirme planı olduğu ortaya çıktı; tıpkı yarım yüzyıl önce petrol endüstrisi işinde yaptıkları gibi.
NASIL TEKELLEŞTİLER?
-Yeşil Devrim gelişmekte olan piyasalarda yeni hibrid tohumların üretilmesine dayanıyordu. Hibrid tohumlar üreyemedikleri için çiftçilerin her sene tohum alması gerekiyordu. Hibrid tohum patentlerinin DuPont/Pioneer Hi-Bred’in ve Monsanto’nun başını çektiği bir avuç dev tohum şirketinin elinde toplanması daha sonra GDO’lu tohum darbesi için yolu açtı. Hibrid tohumlar ve bu tohumların ihtiyaç duyduğu kimyasal gübreler, çiftçileri tarım ve petro kimya şirketlerine bağımlı hale getiriyordu. Bu gübreler Rockefeller kontrolündeki büyük petrol şirketlerinin ürünüydü. Ot ve böcek ilaçları da petrol ve kimya devleri için ek pazarlar oluşturuyordu. Yeşil devrim aslında bir ‘kimyasal darbeydi’. Gelişmekte olan ülkelerin yüksek miktardaki gübre ve ilaç girdisini finanse etmeleri mümkün değildi. Bu nedenle Dünya Bankası’ndan kredi notu alarak ve ABD hükümetinin garantisi altındaki Chase Bank ve diğer New York bankaları aracılığıyla özel borçlar aldılar.
SONUÇ?
-Bankalara ve tefecilere borçlanan çiftçiler genellikle topraklarını kaybettiler. İş aramak için şehirlere göç ettiler; fabrikaların ucuz işçi açığı da kapanmış oldu.
Peki ya bugün?-Bugün de Gates ve Rockefeller Afrika’da Yeşil Devrim adı altında bir projeye daha milyonlar yatırıyor. Amaç yine GDO tohumların ve kimyasalların yaygınlaştırılması. Bunun için pek çok teşvik ve kampanyalara başvuruyorlar.
Patentli biyolojik silah
BÜYÜK BİR TEKELLEŞME TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ…
-Amaçları tüm tohumları patentlemek ki kendilerinden izinsiz kullanılamasın. Sonra küçük çiftçileri adım adım lisans parası ödemeye mahkum edecekler, ödemeyenlere de patent ihlalinden ceza verilecek. Plan işlerse tüm dünya birkaç tohum devinin kölesi olacak. Washington’dan gelen emirler doğrultusunda Washington’un siyasetlerine karşı olan üçüncü dünya ülkelerine tohum vermeme olasılığı için de kapıyı aralayacaktır bu. Ayrıca pirinç, mısır, buğday ve soya gibi dünyanın temel gıda üretimi için patentli tohumların üretimi korkunç bir biyolojik silah olarak da kullanılabilir. Genetik müdahalelerle öldürücü gıdalara çevrilebilirler.
F. William Engdahl kimdir?
1944 yılında ABD’nin Minneapolis eyaletinde doğan Engdahl, Princeton Üniversitesi’nde hukuk, Stockholm Üniversitesi’nde de ekonomi okudu. İlk kitabı dünya
petrol politikaları hakkında yazdığı ‘Savaş Yüzyılı’ oldu. Serbest gazeteci olarak makaleler yazan Engdahl, Almanya’da yaşıyor.
*** F. William Engdahl “Kıyamet Tohum Deposu”
KAYNAK.1) https://sonmucid.wordpress.com/2010/04/21/alman-asilli-abdli-gazeteciden-urkutucu-iddia/
*** F. William Engdahl “Kıyamet Tohum Deposu”
KAYNAK.2) https://resistancehonorable.blogspot.com.tr/2017/01/alman-asll-abdli-gazeteciden-urkutucu.html?m=1

14 Temmuz 2017 Cuma

Başta "ANAYASA MAHKEMESİ" Olmak Üzere Yargı, Yasama ve İcra'ya Çağrı: "EMEKLİLER ARASINDA VARİT KORKUNÇ HAKSIZLIK, İNSANLIK DIŞI ADALETSİZLİK VE KANUNSUZLUK ARTIK SONA ERSİN

ARTIK BU OYUN’A “ADALETSİZLİK, AYRIMCILIK, REZİLLİK VE KEPAZELİĞE” SON VERİLSİN!.. “BAŞTA: 2000 YILI VE SONRASI SSK EMEKLİLERİ OLMAK ÜZERE” BÜTÜN EMEKLİ MAAŞLARI ARASINDA ACİLEN ADALET; NORM VE STANDART BİRLİĞİ SAĞLANMAK ZORUNDADIR  
5 MİLYON EMEKLİYE 355 LİRA ZAM! 
İŞTE: "OYALAMA VE YALAN RÜZGÂRLARI' NDAN" ÖRNEKLER
2000 yılı ve sonrasında  emekli olan yaklaşık 5 milyon kişinin gözü Anayasa Mahkemesi'nde. 2000 öncesi emekli olanlara yapılan intibakın yürürlük maddesi iptal olursa, 355 liraya varan zamların yolu açılacak
AYM'NİN GÜNDEMİNDE
Yaklaşık 5 milyon emeklinin beklediği intibak için umutlar bitmedi. 2000 yılı ve sonrasında emekli olanların intibak talebi, Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde. Beklenen karar çıkarsa, 355 liraya varan zamlar söz konusu olacak. Türkiye Emekliler Derneği üyesi İbrahim Avcı, 2000 yılı öncesinde emekli olanlara yapılan intibak zammının, 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlara da yansıtılması için Kamu Denetçiliği Kurumu'na başvurdu. Kamu Denetçiliği Kurumu başvuruyu haklı buldu. Bunun üzerine Avcı, Ankara İş Mahkemesi'nde dava açtı. Ancak mahkeme davayı reddetti. Dava, Yargıtay'a taşındı.
355 LİRAYA VARAN ZAM
Yargıtay iş mahkemesinin kararını onayınca; Avcı, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, önümüzdeki günlerde bu başvuruyu inceleyecek. Eğer yüksek mahkeme, 2000 öncesi intibakın yürürlük maddesinin iptali yönünde karar verirse, 2000 sonrası emekli olan herkese intibak zammı yolu açılacak. Tek tek dava açmaya gerek olmayacak, karar herkesi kapsayacak.
5 MİLYON EMEKLİYİ İLGİLENDİRİYOR
Milyonlarca emekliye, 2000 öncesi emekli olanlara yapılan gibi 50 ile 355 lira arasında zamlar gündeme gelecek. Türkiye Emekliler Derneği, başvuruda talep edilen intibak düzenlemesinin 4 ile 5 milyon arasında emekliyi ilgilendirdiğini açıkladı. Şimdi emeklilerin intibak umudu Anayasa Mahkemesi'nde... Süreç merakla bekleniyor..(Giriş Tarihi: 7 Şubat 2017)  
EMEKLİYE İNTİBAK
10 milyondan fazla emeklinin maaşları  hükümetin gündeminde. Maaşlar ara- sındaki makas aralığı ve eşitsizliklerin giderilmesi için düzenlemeler masada. 
Son yıllarda emeklilerin gelirini artıracak pek çok düzenlemeyi hayata geçiren hükümet, yenileri için de düğmeye bastı. Hükümet, emekli maaşlarını masaya yatıracak. Düşük ve yüksek maaşlar arasında farkın azalması; aynı hizmet yılı ve primle emekli olanların aylıkları arasındaki makasın kapanması için çözüm yolları ele alınacak. 
EŞİTLİK SAĞLANACAK 
Toplumun her kesiminin nabzını tutan hükümet, gerçekleştirilen ev ziyaretlerinde gelen 'emekli maaşları arasındaki dengesizliklerin giderilmesi' yönündeki talepler üzerine harekete geçti. Konu, Ekonomi Koordinasyon Kurulu'na geliyor. Kurul, emekli maaşları arasındaki dengenin sağlanması için yapılabileceklerini masaya yatıracak. Edinilen bilgiye göre; bu çerçevede, düşük ve yüksek maaşlar arasında farkın azalması konusu ele alınacak. Ayrıca aynı hizmet yılı ve primle emekli olanların arasındaki makasın kapanması için formüller tartışılacak.  
EN DÜŞÜK MAAŞ 950 LİRA 
Halen en düşük memur emeklisi aylığı bin 658 lira seviyesinde bulunuyor. 2000 yılından önce SSK'dan emekli olanlar arasında en düşük maaş bin 402 lira. 2000'den sonra SSK'dan emekli olanlar ise en düşük 836 lira alıyor. En düşük aylık Bağ-Kur esnaf emeklilerinde bin 218 lira, Bağ-Kur tarım emeklilerinde ise 950 lira seviyesinde bulunuyor. Emekliler bu farklılıkların giderilmesini istiyor. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş zamları, enflasyona endeksli durumda. Emekliler her yılın Ocak ve Temmuz aylarında bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen enflasyon kadar zam alıyor. Memur emeklilerinin zamları ise memurlarla birlikte toplu sözleşmede belirleniyor. 
NE KADAR ZAM OLDU?
OCAK 2013: 2000 yılı öncesi emekli olan SSK'lılar intibak aldı, almakta oldukları emekli maaşları iyileştirildi ve bunların önemli bir bölümü 2000 yılı ve sonrası emeklilerin aldıkları maaştan "ciddi miktarlarda" fazla maaş almaya başladı. 
TEMMUZ 2015: Maaşı bin 100 liranın altında kalan SSK ve Bağ-Kur emeklilerine seyyanen zam yapıldı.
TEMMUZ 2015: Bağ-Kur kapsamında çalışanların maaşındaki kesinti yüzde 15'ten 10'a çekildi.
EYLÜL 2015: Memur emeklileri ortalama 100 liralık ekstra artıştan yararlandırıldı.
OCAK 2016: SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşında ekstra 100 liralık seyyanen artış oldu.
MART 2016: Bağ- Kur emeklisi çalışanlardan kesinti kaldırıldı. 
OCAK 2017: Kamudan 30 yılın üzerinde hizmetle emekli olanlara ek ikramiye verilmeye başlandı.
MART 2017: Emekliye promosyon başladı.
NEDEN HAKSIZLIK DİYORUZ?
2000 yılından önce emekli olan SSK'lılara intibak yasası çıkartılmış ve 2 milyondan fazla emekli 355 liraya varan zam almıştı. Hatta yapılan bazı hatalar dolayısıyla maaşı eksik bağlandığı tespit edilen 2 bin 500 kadar emeklimize 22 bin lirayı bulan toplu ödemeler de yapıldı. 31 Aralık 1999 tarihinde emekli olan bir vatandaş bu haktan yararlanırken 1 Ocak 2000'de yani bir gün sonra emekli olan birisi ise yararlanamadı.  
NE YAPILMALI?
Maaş hesaplamalarında ve Aylık Bağlanma Oranları'ndaki farklılıkların giderilmesi dışında emeklilerin beklediği bazı intibak konuları da bulunuyor. SGK çatısı altında birleşmesine rağmen kurumlara göre hala farklı uygulamalar yapılıyor. Bunlar da şöyle sıralanabilir: Bağ-Kur ve SSK arasındaki prim farkının giderilmesi. Bağ-Kur'lular 9 bin gün prim öderken SSK'lılar yıla göre 5 bin ile 5.900 günle hatta 3.600 günle bile emekli olabiliyor. SSK ve Bağ-Kur'lular oluşacak enflasyona göre, yani önceden bilmeden zam beklerken memur emeklileri toplu sözleşmeye giriyor. Tüm emeklilerin toplu sözleşme ile zamlarının belirleneceği bir sistem kurulmalı. Böylece emeklilere eşit zam imkânı gelecek.  (http://www.gunes.com/ekonomi/emekliye-intibak-787439)

10 Temmuz 2017 Pazartesi

NİSYAN (UNUTMAKLA) MALÛL OLMAMALI HAFIZA-İ BEŞER

TP 2023 BÜTÜNSEL DÖNÜŞÜM PROGRAMI ALDATMACASI VE “TPAO GENEL MÜDÜRÜNE AÇIK MEKTUP”
Osman TEKİN * (02 Haziran 2014)
TPAO’nun Türkiye’nin petrol ihtiyacının sadece yüzde 9’unu karşıladığı bilinmektedir. Buna karşılık Türkiye yıllık 50–60 milyar dolarlık petrol ithalatı yapmaktadır. Türkiye maalesef petrol konusunda zafiyet içindedir, bunu önlemenin yolu ülkemizin tek milli petrol şirketi olan TPAO’yu küçültmek, taşeronlaştırmak başka başka şirketlere bölmek değil, aksine tek parça olarak büyütmek ve güçlendirmektir. Dünyadaki bütün petrol şirketleri devletin resmi kontrolündedir. Bu şirketlerin ya tamamı ya da çok büyük bir kısmı devletin resmi ve kurumsal şirketleridir. Sadece ABD’de  özel şirketler olarak varlığını sürdürmektedir. Ama zaten bu petrol şirketlerinin başındaki isimler bizzat devleti yönetmektedir, yani kısaca bütün ülkelerde petrol devletin resmi kontrolü altındadır. Ayrıca dünyadaki petrol şirketleri sadece arama üretim bazlı değil aksine, kolektif şirketlerdir. TPAO kuruluşundan hemen sonra; TÜPRAŞ, PETKİM, Petrol Ofisi, BOTAŞ gibi şirketleri bünyesinde kurmuştur ve olması gereken de budur zaten. Ama zaman içerisinde, TÜPRAŞ, PETKİM, Petrol Ofisi gibi güzide şirketler özelleştirilmiştir. Sadece BOTAŞ kalmıştır ama BOTAŞ’ta TPAO’dan ayrılmıştır ve özelleştirmenin pençesindedir. 2023 Bütünsel Dönüşüm Programı adı altında sunduğunuz projenin gerçek amacının sizin bahsettiğiniz gibi olmadığını gayet iyi biliyoruz. Siz iyi niyetli olabilirsiniz lakin her şey iyi niyetle olmuyor. Konu kişisel değildir. Biliyoruz sizi de çok iyi tanıyoruz, sizin kişiliğinizle ilgili bir endişemiz yoktur elbette. Ama biz TPAO çalışanları ve sendika temsilcileri asla provokatif ve mesnetsiz davranış içinde değiliz. Aksine tek amacımız TPAO’nun güçlü ve kolektif bir şirket olması yönündedir. Bizler sadece çalışıp para kazanmak için evimizden daha çok sevdiğimiz ve çok önem verdiğimiz TPAO’nun alelade çalışanları değil aksine birer parçasıyız. Sizin veya devletin bir politikası olduğunu düşündüğümüz 2023 bize göre aslında bütünsel ayrıştırma ve parçalama programıdır diye düşünüyoruz. Geçmiş zamanlarda birçok örneğine şahit olduğumuz özelleştirme ya da yok etme politikaları bu şekilde üstü kapalı projelerle gerçekleştirilmiştir. Örnek vererek değerli zamanınızı almak istemiyorum zira siz bizden daha çok iyi biliyorsunuz söz konusu örnekleri.